YAZARLAR

Hareketli ve bir o kadar da heyecanlı bir hafta yaşamaya başladık. Nedeni hepimizin bildiği COVID-19, Türkçe yazılışı ile Yeni Koronavirüs Hastalığı…

Çin’den hasta insanlarla yola çıkan virüs, Dünya Sağlık Örgütünün dün yayınladığı 56 numaralı durum raporuna göre 4 tanesi yeni ülke olmak üzere 150 ülkede 167.515 insana bulaştı. Bunlardan 13.903 kişi yeni teşhis konulan hasta grubu. Bu insanlardan 862 kişi yeni olmak üzere 6.606 kişinin ölümüne yol açtı. Hastalığın çıktığı ülkede ise yeni vaka sayısı son derece azaldı, ölen insan sayısı da aynı şekilde oldukça azaldı. (29 yeni vaka, 14 ölüm) Çin dışında, Avrupa ve Amerika başta olmak üzere hızla artan bulaşma ve ölüm oranlarını görüyoruz.

“Ülkemizde durum nedir?” sorusuna gelirsek…

Öncelikle bu hastalık “doğrudan temas yoluyla” bulaşıyor. Bulaşmada henüz hastalık belirtilerinin ortaya tam olarak çıkmadığı ilk 14 günlük dönem çok daha önemli. İnsanımız bu dönemde kendisini hasta olarak görmediği için tedbirlere riayet konusunda hassas davranmayabiliyor. Bir kez daha kuralları sıralayalım…

Kendi temizliğimize mutlaka dikkat edelim. Ellerimizi etkili yıkamaya özen gösterelim. (Sabunla, en az 20 saniye, bileklere kadar, tırnak yataklarını ve parmak aralarını ovalayarak…) Aile ortamında tüm fertlere aynı uyarıları yapalım. Toplu, ailecek etkinlikleri biraz erteleyelim. Evden çıkmamızı gerektirecek bir durum yoksa istirahat edelim. Yaşam alanlarımızı sık sık havalandıralım. Çıkmak zorundaysak mümkünse toplu taşıma kullanmayalım, değilse toplu taşıma araçlarında sosyal mesafe olarak isimlendirilen kişiler arası mesafeyi artıralım. Belediyelerimizin toplu taşıma araçlarının dezenfeksiyonu ile ilgili hassasiyetlerine şahidiz ama yine de kendimiz üzerimize düşen hassasiyeti gösterelim. Öksürme ve aksırma durumunda tek kullanımlık mendil ile ağzımızı kapatalım ve kullanılmış mendilleri hemen uygun şekilde çöpe atalım. Tek kullanımlık mendil imkânı yoksa öksürme ve aksırmayı ortaya serbest değil, dirseğimizin içine olacak şekilde kapalı yapmalıyız. Genel vücut direncini diri tutmak adına istirahat ve beslenmeye dikkat etmeliyiz. Sosyal ortamlarda ve günlük yaşamda el ile temas ederek ve kucaklaşarak selamlaşma âdetimizi bir süreliğine terk edelim.

Virüs bulaşmasının şu andaki en kesin ve bilinen yolu yurt dışıdır. Arkadaşımız veya akrabamız yurt dışından geldiyse kendisini izole etsin ve 14 gün kuralına mutlaka uysun. Biz de hem kendimizi hem onu hem de iletişim ve temasta bulunduğumuz tüm insanları riske atmamak adına özlem gidermeyi erteleyelim.

Hastalık işaretleri varsa hemen tedirgin olmayalım, aile hekimimizle irtibat kuralım ve onun yönlendirmeleri ile hareket edelim. Tetkik yapılıp yapılmayacağı, yapılınca ortaya çıkacak sonuç pozitif veya negatifse nasıl hareket edileceği konusunda hekimlerimiz yeterli bilgiye sahipler. Sadece onların tavsiyelerine uyarak hareket edelim.

Devletimiz ve Sağlık Bakanlığımız süreci olması gereken hız ve cesarette, şeffaf bir şekilde yürütüyor. Bilim kurulu kararları çerçevesinde bugüne kadar atılan tüm adımlar oldukça yerindedir. Sıfır vaka ile bu salgını atlatmamız mümkün değildir. Nitekim bu satırlar yazılırken 47 pozitif vaka açıklaması yapılmıştı. Çok şükür henüz ölüm yoktu. İnşaallah olmaz da. Ancak ileri yaşlarda ölümcül olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda diğer bakanlıklarca da alınan önlemlere uymak toplumumuzun tümünün sağlığı için önemlidir.

Halkımızın “acı patlıcanı kırağı çalmaz”, “atın ölümü arpadan olsun” türünden özellikle böyle ciddi durumlarda kullandığı ve vurdumduymazlık içeren sözlere itibar etmemesi gerekir. Çünkü bu kez durum gerçekten farklı. Paniğe kapılmak yok, üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmak şart, ondan sonrası ise elbette tevekkül. Kanal kanal dolaşıp bilgi almaya çalışmak kafa karışıklığını artırmaktan başka işe yaramaz. Sosyal medya ise tam bir fecaat… Ağzı olan ve her konuşana lütfen itimat etmeyin. Bakanlığı takip etmek yeterlidir…

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı (Bu hafta karantina adabı olsun…)

“Tâun hastalığı, Allah Teâlâ’nın dilediği kimseleri kendisiyle cezalandırdığı bir çeşit azaptı. Allah onu mü’minler için rahmet kıldı. Bu sebeple tâuna yakalanmış bir kul, başına gelene sabrederek ve ecrini Allah’tan bekleyerek bulunduğu yerde ikâmete devam eder ve başına ancak Allah ne takdir etmişse onun geleceğini bilirse, kendisine şehit sevabı verilir.”*

Buhârî, Tıb 31; Ayrıca bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Kader 15; Müslim, Selâm 92-95

“Taundan kaçan harpten kaçan gibidir. Taunun çıktığı yerde sabredip kalan kimse ise, Allah yolunda savaşan mücahid gibidir.”**

**(Feyzü’l-kadir, 4/288; Heysemi, Mecmeu’z-zevaid, 2/315)

> Yeni Meram >Yazarlar > Acı Patlıcanı…!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.