YAZARLAR

ABD BEKAMIZA KAST EDİYOR - AYŞE HİLAL SAVRAN - YENİ MERAM GAZETESİ

Gün geçmiyor ki topraklarımızda rahat nefes alalım, düşmanlarla uğraşmadan ileriye dönük yol kat edelim…

 

Ama görünen o ki Türkiye Cumhuriyeti olarak her zaman olduğu gibi bugünde bir takım tehditlerin gölgesinde yaşıyoruz. En dibimizde, burnumuzun ucunda cereyan eden Suriye meselesi baş verdiğinden beri daha çok tehditlere açık hale geldik.

 

Türkiye cumhuriyetinin bulunduğu konum itibari ile önem arz etmesi olayın en can alıcı noktası. Hepimizin bildiği, çocukluktan bu yana öğrendiğimiz, bize öğretilen özel konumumuz bütün tehditlerin neden olduğunu bize en kısa haliyle özetler.

 

Bunun en başında ABD gelmekte. Trump’un ABD’de seçimi alması ile bu tehditkar üslup daha da keskinlik kazandı. Gerek kabinesi ve gerek arkasındaki görünmez el bunu etkin hale getirdi. Dışardan bakıldığında yanımızda olan bir müttefik gibi görünse de olayın öyle olmadığı kurmaylarının yaptığı açıklamalarla gerek Türkiye Cumhuriyetinin karşısında duran güçlerle yaptığı işbirliği ortadaki tezatlığı gözler önüne sermektedir.

 

Bugün geldiğimiz noktada ABD bekamıza kast ediyor.

 

Neden mi?

 

1978’den bu yana baş belamız haline gelen bölücü terör örgütü PKK’nın bugün ki işbirlikçisi ve ekonomik dayanağı haline geldi. Bir yandan bize gülerken bir yandan da diğer tarafı da güçlendirip kendisine bir piyon devleti yaratma gayesinde. Çünkü gelecekte bugün olduğu gibi büyük ve küresel güç kalmak, bunun içinde yeni sömürge oluşturması lazımdır. Bunu da önce Irak’ın kuzeyi, bugün ise Suriye’ de oluşturduğu takviye ile desteklemektedir.

 

Olaylar bu dönemde en nevrotik halini yaşamakta. Aslında tam bir facia denilebilir. D. Trump özellikle gün içinde peşi sıra yaptığı tutarsız açıklamalarla bunu özetlemektedir. Ayrıca inkar noktasında da zirvelerde.

 

Bu durum özellikle Türkiye ile olan ilişkilerinin rengini de belli etmektedir. Bu noktada en çok tavizi de buradan veriyor, yaptırımı da buradan yiyoruz. Özellikle Papaz Brunson olayı ile tüm fişler koptu ve ABD istediğini aldı. Çünkü 24 Haziran sonrası dolardaki yükseliş bunun çıkış noktası olarak nitelendirildi. Aslında o gün ki Brunson meselesinde yaşanan talihsizlik olmasaydı, bugünlerin tartışması haline gelen S-400 savunma sistemlerinin Rusya’dan alınmasına gölge düşürmezdi.

 

Çünkü o günden sonra ABD belli duygulara hakim oldu. Etkinlik gücünün arttığını düşünerek bugün ki yaptırımların yerini yaptı. 31 Mart seçimleri itibari bu yaptırımları pek hissetmiyoruz. Ama görünen o ki arkası uzak değil. Belli ki yaptırımların boyutu ağırlaşacak. Daha önce İran’la işbirliği yapılan ülkelere de yaptırım uygulayacağını dile getiren ABD o listeye Türkiye’yi dahil etmemişti. Çünkü Papaz Brunson konusunda istenilen sonuca varıldı. Buda onun mükafatı olarak değerlendirilebilir.

 

Özellikle S-400’lerin teslim edilmeden önce ilk yaptırım kararı 45 yıldır dahil olduğumuz Genelleşmiş Tercihler Sisteminden çıkarılmamız oldu. Gerekçe olarak gelişmiş ülke olmamız gösterildi. Hiç inandırıcı gelmedi değil mi? Gelemez zaten, çünkü ortada büyük bir kayıp var ABD için. Müşteri olarak nitelendirdiği Türkiye onun güdümünden çıkacak, rakip olarak nitelendirdiği Rusya artık Türkiye’nin yeni müttefiki olarak yer alacaktı. Bu ABD tarafından kabul edilemezdi. Mutlaka bir şey yapmalıydı. Çünkü S-400’lerin satın alınması halinde ABD’ye göre Türkiye gibi bir müttefik dış siyasetinin çarkını çevirebilirdi. Bu yüzden F-35’in ödemesini yapmış olmamız bile kafi gelmemektedir.

Peki, Türkiye olarak biz buna karşın ne yapabiliriz değil mi? Ortada içişlerimize müdahale bulunmakta. Bekamıza zarar verecek noktada bir devlet bizim neyi alıp almayacağımıza hükmetmek istiyor. Bunu da bizleri yaptırım ile tehdit ederek yapmakta. Türkiye Cumhuriyeti gibi uluslu bir devlet burada beka sorunu yaşıyorsa anladığı dilden cevap vermek elzemdir. Kıbrıs İhtilali ile ABD’ye taviz vermemek adına Bülent Ecevit’in manevrası ile kapatılan İncirlik üssü burada yine gündeme gelmeli. Malatya Kürecikte buraya dahil edilebilir. Ayrıca denge siyaseti rol model olmaktan çıkarılmalıdır. ABD ayrıca bizleri oyalama tekniği ile olası büyük harekatlarımıza da darbe vurmaktadır. Bu noktada çok dikkate alınmadan gereken ne ise o cevap verilmelidir. İşte bekamıza burada kast edilmekte, varlığımız burada sorgulanmaktadır. Bu dalgalanmalara yeniden fırsat vermeden, önümüzü görmeyi temenni ediyorum. Nitekim her şey Türk’e göre Türk için…

> Yeni Meram >Yazarlar > ABD BEKAMIZA KAST EDİYOR
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.