YAZARLAR

Papa Francis 5-8 Martta Kuzey Irak’a bir ziyaret yaptı. (http://www.vatican.va/content/francesco/en/events/day.dir.html/2021/3/4.html) Bu ziyaretle ilgili olarak, yukarıdaki başlıktaki kelimeler üzerinden gidip bazı hatırlamalar yapılabilir. Zira Türkiye’nin hemen sınırlarına bitişik bölgeye yapılan, yıllardan beri milyonlarca insanın mağdur olmasına sebep olan iç savaşların kasıp kavurduğu bölgeye Katolik dünyanın “devlet” başkanı Papa’nın ziyareti dikkat çekmeyi de hak ediyor:

Birincisi: Vatikan devleti 1929 yılında İtalya ile Lateran anlaşmasıyla bağımsızlığını kazanmış olan “teokratik” yani din devletidir. Papa, Vatikan’ın Devlet Başkanı ve tüm dünyadaki Katoliklerin ruhani lideridir. Ülkenin yerleşik nüfusu 1000 civarındadır. Böylece dünyanın en küçük ülkesidir. Devlet işleri Devlet Sekreterliği eliyle yürütülmektedir. Genel veya yerel seçim yapılmamaktadır. Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır. Papa yasama, yürütme ve yargının başkanıdır. Vatikan’ın ordusu İsviçreli Muhafızlardır. Dünya çapında yaklaşık 1 milyar 300 milyon mensubu bulunan Katolik Kilisesi’nin ruhban sınıfında, 223 Kardinalin yanı sıra 5.353 Başpiskopos ve Piskopos, 414.969 Rahip, 648.910 Rahibe bulunmaktadır. Devlet Sekreterliği, Devlet Sekreteri (Başbakan) ve Genel İşler Sekreteri (İçişleri Bakanı) ile Devletlerle İlişkiler Sekreteri’nden (Dışişleri Bakanı) oluşmaktadır. Ayrıca, dini, sosyal, kültürel ve Kilise yönetimine ilişkin alanlarda 9 Kongregasyon, 6 Konsey ve 3 Dikaster diğer Bakanlıkları oluşturmaktadır. (http://www.mfa.gov.tr/vatikan-siyasi-gorunumu.tr.mfa)

Dünya’da ayrıca Ortodokslar ve Protestanlar farklı merkezlere sahiptir. Bilindiği gibi Balkanlar ve Doğu Avrupa coğrafyası ağırlıklı olarak Ortodoks’tur. Kuzey Avrupa ülkeleri ve ABD genellikle Protestan, İngiltere Anglikan (kendi mezhepleri) mensuptur. Ayrıca kadim Hristiyan cemaatler vardır. Bunlar aşağıda belirtilmektedir.

Hazreti İsa dünyalıklara karşı olduğu için Hristiyanlıkta esas olan ruhbanlıktır. Yani teoloji (ilahiyat) açısından dünyevi iktidara sahip olma konusu dikkat çeken, ayrı bir husustur.

İkincisi: Papa’nın ziyaret yaptığı bölgelerde kadim Hristiyan mezhepleri vardır. Buradaki Hristiyanlar İslamiyet’ten de öncedir. İslam toplumları tüm dinler gibi Hristiyanların can ve mal güvenliklerini hep korumuşlardır. Nitekim Osmanlı döneme ait hukuku düzenlemeyle ilgili İstanbul Hukuk Mektebi hocası İbrahim Hakkı “Hukuk-u İdare” kitabında Rum, Ermeni, Yahudi ve Latin Cemaati yanında Bazı Cemaat-i Kadime-i İseviye başlığı altında şunları yazmıştır. (İstanbul, Karabet Matbaası 1312 (1896/1897) “Memalik-i Şahane Hristiyanlığının mehd-i zuhuru olan mahalleri havi olmakla tarih-i İseviyetin ilk devirlerindeki tefrika-ı mezhebiye esnasında teşekkül eden kiliselerden ekserisinin salikleri vilayat-ı şahanede hala payidar olmuş ve bunlardan devletçe maruf cemaat-i müteaddide vücuda gelmiştir. Bu kiliselerin her biri Ortodoks ve Katolik ve Ermeni mezhepleri gibi birer müstakil mezhep teşkil eder ki bervech-i ati ta’dad olunur:

Evvela: Süryani kadim kilisesi ki en kadim Suriye Hristiyanları mezhebi olarak lisan-ı Süryani üzere ibadet ederler ve efradı bilhassa Diyarbakır, Musul, Kudüs-ü Şerif cihetlerinde bulunur. Bu cemaat müstakil bir patrikhane teşkil edildiğinden Süryani kadim patriği Diyarbakır vilayetinde Mardin sancağında Deyru’z-Zağferan nam manastırda ikamet eder.

Saniyen: Keldani cemaati olarak kesret üzere efradı Diyarbakır ve Elcezire ve Suriye cihatında bulunur. Bu da Patriklik teşkil edip Keldani patriğinin makarrı Musul şehridir.

Salisen: Nesturi cemaatidir ki bu da en eski Hristiyan kiliselerinden olarak evvelkiler gibi bir cemaat-i müstekıldır ekser efradı Van vilayeti dahilindedir.

Rabian: Yaku’bi cemaati olup bu da Roma imparatoru Justinyanus devrinden beri bir mezhep-i müstakil salikidir. Efradı müteferrik olarak Suriye ve Irak havalisindedir.

Hamisen: Kıpti cemaatidir ki kadim Habeş kilisesi olarak Hıdvıyet-i Mısrıye dahilinde efradı kesir ve patriği orada mütemekkindir. Sair vilayat-ı şahanede bu mezhepten ahali bulunmayıp Kudus-ü Şerifte kiliseleri vardır”.

Hazreti Ömer devrinde fethedilen Arz-ı Sevad (Mezopotamya) bölgesi aynı zamanda Bereketli Hilal’in bir parçasıdır. Bu hat, Batıya doğru Anadolu topraklarını ve Kudüs-Şam hattını içine alır. Burada son yüzyılda çıkan enerji kaynakları Batının iştahını kabarttığı için bölge parçalanmıştır. (bu konuda bakınız: Kırmızı Çizgi – Paylaşılamayan Toprakların Yakın Tarihi, James Barr, çevirmen: Ekin Can GöksoyPegasus yayınevi) Araplar, ırkçılık adına Osmanlıya düşman edilmiş ama kendi aralarında da birlikte olamayıp kırk parçaya ayrılmışlar.

Üçüncüsü; Papa daha önce Körfez bölgesine ziyaret yapmış ve Abu Dabi’de El-Ezher Şeyh Ahmed Al-Tayeb ile “kardeşlik” belgesini imzalamıştır. BAE’nin desteğiyle, mesajı yaymak için yüksek bir komite oluşturulmuş ve Abu Dabi’de bir arada yaşamanın pratik bir düzenlemesi için bir tapınak, bir cami ve bir kilise içeren bir merkez kurulması planlanmaktadır. Papa’nın Irak ziyaretinde de Hazreti İbrahim’in doğduğu şehir olan Ur’da Musevi, İsevi ve İslam dini temsilcileriyle (İbrahim’in çocuklarını duası) beraber bir bildiri yayınlanmıştır. Daha sonra Erbil’de Franso Hariri stadyumunda bir ayin yapılmış ve buna bölge yönetimi üst düzeyde protokol olarak katılmıştır. Yine Hristiyan Karakuş cemaatine özel ziyaret yapılmıştır. Savaş mağdurlarına dua edilmiştir.

Dördüncüsü; Papa Francis esas olarak Irak içinde Kürt Otonom bölgesine ziyaret yapmıştır. Resmi tanıtımda ise Vatikan bayrağı ile Irak bayrağı birlikte yer almaktadır. Papa, bu ziyaretinde bölgenin dini liderleri ile özellikle kadim Hristiyan mezhepleri temsilcileriyle bir araya gelmiştir.

Bir kısım Arap basınında: Papa Francis, Irak’taki Şii dini lider Ayetullah Sistani ile Necef’te görüşmesi bölgedeki İran etkinliğinden dolayı daha fazla ilgi çekiyor. Arap basınında dikkat çeken nokta toplantının, İran’daki Kum gibi dini merkezleri dikkate almadan Necef’teki ziyaret “ılımlı” görülen liderle yapılmasıdır. Anlaşılan İran bu ziyaretten fazla memnun değil… “İran rejiminin Necef’in otoritesini kontrol altına alma girişimlerine ve söylemine rağmen Necef hala bağımsızdır ve Irak Şiileri arasında bu bağımsızlık nedeniyle etkisi artmaktadır. Bu, sadece Necef otoritesinin desteğini kazanmakla kalmayıp aynı zamanda İran’a karşı güçlü düşmanlık duyguları taşıyan 2019’da patlak veren protestolarda da görüldü. Dolayısıyla, Papa ve Sistani’nin görüşmesinden sonra – İran’ın ele geçirmek istediği, Filistin meselesi gibi merkezi bölgesel meselelerle ilgili net siyasi mesajları vurgulamak için – yapılan açıklamanın, İran rejiminin hoşnutsuzluğunu diğerlerinden daha fazla uyandırması mümkündür… Geçtiğimiz 40 yıl içinde İran, enerjisinin ve kaynaklarının çoğunu Arap dünyasında ve ötesinde Şiileri temsil ettiğini iddia etmek için kullandı. Dört Arap başkenti – Beyrut, Şam, Bağdat ve San’a – nihayet İran’ın kontrolü altında, ama buralar kendi silahlarının ve ölümcül makinelerinin ağırlığı altında çöktü ”. Papa bu ziyaretin ardından Lübnan’a ziyaret yapacak. Aslında bu, oraya ilk ziyareti değil, ama Lübnan’ın Şia hakimiyetine girişinden ve devletin iflasından sonraki ilk ziyareti… Aslında bir süre önce Lübnan patriği Lübnan konusunu “uluslararası hale getirme” yönünde adımlar attı. Papa-Sistani görüşmesinin Hizbullah’ın Hristiyan desteğini de kaybettiği şeklinde yorumlanmakta… Hatta “Papa ile Patrik arasında bölge, İran’a savaşsız teslim olmayacağını açıkça gösteriyor. Dünya onu dinlemeli.” cümlesi yer alıyor. (al-Majalla Dergisi, 12.03.2021) Demek ki Hristiyan dini otoriteler uluslararası siyasette ağırlıklarını artırmaya çalışıyorlar. Dönüş yolundaki mesajlarda, “the new sheriff”! (yeni şerif!) ifadeleri de var…

Son yıllarda ABD, Rusya ve İran’ın bölgeyi işgaliyle DAİŞ, PYD gibi terör örgütlerinin yaptıkları zulümlerde bölgedeki Müslüman halklar gibi Müslüman olmayanlar da büyük sıkıntılar yaşamaktadır. İnsanlar dinlerine bakılmadan göçe mecbur bırakılmaktalar, evler, işyerleri, mabedler yıkılmakta, tecavüz edilmektedir. Bölgede Amerika’sından Rusya’sına kadar neredeyse olmayan ülke veya grup yok… Temennimiz, bölgenin en yakın zamanda sulhe ve sükuna kavuşmasıdır; the way of peace… Bu ziyareti de buna yönelik bir adım olarak anlamak gerekir, esasen.

> Yeni Meram >Yazarlar > 232. VATİKAN DEVLET BAŞKANI PAPA FRANCİS’İN KUZEY IRAK ZİYARETİNİN HATIRLATTIKLARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.