YAZARLAR

Haftaya siz bu satırları okurken miladî olarak yeni bir yılın ilk gününde olacağız. Hepimiz için farklı anlamlarla başlayan 2019 yılı bitiyor. Bu haftaki yazımızı da 2019 yılı ile ilgili kısa bir değerlendirmeye ayıralım istedim.

Dünya bir yıl daha yaşlandı, elbette dünyadaki her canlı gibi bizler de. Yaşlı dünya, bir yerlerde son derece konformist bir ömür sürerken, başka bir bölgesinde her türlü acıya şahitlik eder durumda. Birileri, varlığın içerisinde her anlamda seçenek çokluğundan bunalıma girerken, diğer tarafta her gün açlıktan hayatını kaybedenlere şahidiz. “Uzayı keşfedip oralarda hayat var mı yok mu” hevesinde olan “uygarlar”, gezegeninde binlerce insanın ve canlının hayatını umursamazken, Mars’a gitse ne anlam ifade eder, Venüs’e yerleşse kaç yazar… Teknolojik gelişmeler ışığında çocuklarımıza da gelecek hedefi gösterirken yapay zekâ, big data, nesnelerin interneti üzerinden ahlakî kodlamalara çok değinemeden bir yerlere yol alıyoruz maalesef. “Hız ve haz” dünyasında kıyamete yol alarak gidiyoruz bakalım. Hız ve haz peşinde koşarken insanlıktan nasiplenmek herkes için çok kolay olmuyor.

Sağlık standartlarının yükseltilmesi elbette maddi kaynak gerektiren bir husustur. Dünya açısından bakınca, halkına sağlıklı suyu ve havayı temin edecek kaynağı olmayan, anne-çocuk sağlığı konusunda hem insan kaynağı hem de teknik-fiziksel imkanlardan yoksun ülkelerde sağlık standardını ne kadar yükseltebilirsiniz. Hele bir de başlarındaki yöneticileri eliyle, bu bilinçten uzak bir toplum haline getirilmişse o toplum. Onlar için, elinde silahın olması her şeyden son derece önemli, yaşamak ve yaşatmaktan çok “öldürmeye” odaklı bir anlayış gelişmişse… Elbette bunun arka planında bu anlayışı geliştiren ve kargaşadan nemalanıp silah satarak hayatiyetini devam ettiren ülkeler mevcut. Kanserojen maddeler üretip servetlerine milyarlar katanlar, kanserle mücadele eder görünen yapılar oluşturup timsah gözyaşları dökmeye devam ediyorlar. Teorik olarak dünyadaki çocuklarla, kadınlarla, yaşlılarla, az gelişmiş ülkelerle, sanatla, kültürle kendisini ilgili gören ve Birleşmiş Milletler adına hareket eden birçok kuruluştan bahsetmek mümkün. Ancak, geldiğimiz süreçte birçok mesele, Sayın Cumhurbaşkanımızın net bir şekilde ifade ettiği “dünya beşten büyüktür” cümlesinde anlamını bulan, “işimize geldiği gibi” anlayışı ile “haklıların değil güçlülerin üstün olduğu” bir noktada cereyan ediyor. Asıl üzücü ve bizler için düşündürücü olması gereken de mazlum ve mağdurların ortak özelliğinin milliyetleri farklı olsa da hep Müslümanlar olması.

Yeni bir yıla başlıyoruz. Şahsım başta olmak üzere, bizim gibi düşünenlerin gayretsizliği nedeniyle bugünden yarına her şeyin sütliman olmasını beklemek hayal belki ama, benimkisi “hiç olmazsa kalbinle de mi buğz edemedin” sualine cevap olsun.

Kalplere hükmeden Yüce Yaradanımıza (C.C.) dua ile gelecek her günümüzün, bizler, ailelerimiz, Milletimiz, İslam Ümmeti ve tüm insanlık için daha hayırlı olmasını niyaz ediyorum.

Sağlıkla ve sağlıcakla…

Haftanın Görgü Kuralı

“Selam kelâmdan öncedir.” (*)
İletişimin anahtarı selamdır. Önce selamla başla…

((*) Tirmizî, 2699 nolu hadis)

> Yeni Meram >Yazarlar > 2019’un Muhasebesi!…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.