YAZARLAR

1 Mayıs üzerine hemen bir çoğumuzun hoş bir hatırası yok. Buruk bir gün 1 Mayıs. Bazılarımıza göre oldukça hüzünlü bir gün. Bayramı hiç çağrıştırmadı, çağrıştırmıyor.

Bayramlarda insan yüzlerinde var olan o sevinçler, coşkular, heyecanlar en azından tebessüm ve gülücükler yok, 1 Mayıs’ta.

Sıkılmış yumrukların, gergin yüzlerin, hakaret ve tahrik unsuru olan sözlerin doldurduğu meydanlardan bayram havaları hiçbir zaman yansıyamadı.

1 Mayıslardan ucuz kurtulduğuna, kazasız belasız 1 Mayısı atlattığına sevindi insanlar.

Çocukluğumuzda gerçek manada Bahar Bayramıydı Mayısın bu ilk günü. Öğretmenlerimiz okulla bizi pikniğe götürürlerdi. O gün arkadaşlarımızla ve öğretmenlerimizle bir araya gelme kaynaşma günüydü.

Anadolu’nun nüfusu beş bini zor bulan İlçelerinde, en yüksek okul, Ortaokul’du. 27 Mayıs sonrası 1960’lı yılların ortalarına doğru, 1 Mayıs günleri bahar mevsiminin en güzel, en tatlı günleriydi.

1 Mayıs delikanlı çağlarımızda kabus oldu. İşçinin ve emekçinin bayramı kavramı çok daha kuvvetli bir şekilde körüklendi.

Bayram kutlama adına kızanlar, öfkelenenler, sonra hızlarını alamayıp, insanların işyerlerini tahrip edenler, Belediyelerin diktiği çiçeklerden öfkelerini çıkaranlar, kıranlar-dökenler, bayram değil amma bayramdan, birilerinden ve bir yerlerden hıncını kırıp – dökerek, ezerek, çiğneyerek alanların yaptığı kutlamalar haline geldi, 1 Mayıs.

Gövde gösterilerine sahne oldu.

Son birkaç yıldır, olaysız geçiyor diye övünenler var!…Bu olaysızlığı referans olarak gösterenler var!…

İşçi, emekçi bayram yapacaksa, mani olan mı var? Yıllardan beri cılkı çıkarıldı 1 Mayıs’ın.

1 Mayıs hala hesap görme günü olmaktan kendini kurtaramadı.

Taksim Meydanı ısrarını iyi okumak lazım.

Israrla Taksim Meydanı isteniyor. İstanbul dışında yapılan bütün 1 Mayıs gösterileri de Taksim Meydanı odaklı.

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, “1 Mayıs’ın Taksim’de yapılmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Taksim’de miting yapacağım demek, uçurumun kenarında eğlenmektir.” demişti.

Bir, iki gün önce basında yer alan haberler ise şöyleydi; “ İstanbul Emniyet Müdürlüğü, inşaat çalışmalarının olduğu alan başta olmak üzere, meydanda bulunan yollara demir barikatlarla önlem almaya başladı. Taksim Meydanı’ndaki “yayalaştırma projesi” nedeniyle inşaat alanlarında yapılan çalışmalar ve polislerin 1 Mayıs kutlamalarına yönelik kurduğu barikatlar bir otelin çatı katından kameralara yansıdı. Yürüyen vatandaşların karşıdan karşıya geçişleri için küçük aralar bırakıldığı görülürken, vatandaşların barikatla çevrili alanı geçmek için yol boyunca yürümek zorunda kaldıkları dikkat çekiyor.”

Yine basına yansıyan açıklamalarda Sendika yetkilileri ; “İçişleri’ninki siyasi karar. Alanı dolaştık, rahat şekilde kutlarız. Burası bizim için çok kutsal. Taksim bizim namusumuz, namusumuzu da kimseye teslim etmeyiz. Dünya değişiyor. Dünya değişirken Türkiye’nin de değişmesini istiyoruz ama değişen bir şey yok. Hâlâ Taksim yasak. Oysa her gün 1 milyon insan ziyaret ediyor bu alanı. Herkese açık yılbaşı kutlaması yapılıyor. Polis kutlama yapacaksa da açık. Bir tek işçilere kapalı. Taksim olmazsa olmaz, İçişleri Bakanlığı ise inşaat var, başka yerde kutlayın diyor, ifadelerini kullanmışlardı.”

Kanlı 1 Mayıs denen, 1 Mayıs 1977 Taksim mitinginde 36 kişi hayatını kaybetti, 136 kişi yaralandı.

Bu tarih üzerinden tam 36 yıl geçti.

Her 1 Mayıs’ta tekrar tekrar gündeme getirilmeye devam ediliyor.

Taksim Meydanında 1 Mayısı kutlayamamak insanları çıldırtıyor. Taksim Meydanında o gün buluşmayı kendilerince hak olarak görüyor insanlar.

Yasaklar konduğunda, yasak koyanların haklı gerekçeleri de olsa, insanlar bunu kabul edemiyorlar.

Meydanı isteme şekli, meydanda buluşmaya, toplanmaya gelme fikri bayram kavramının çok ötesinde bir tutkuya dönüşmüş durumda.

İnsanlar o günleri unutamıyorlar, doğru.

Ancak, kimsenin barışma, el sıkışma, bir bayram gününü, bayram gibi yaşama düşüncesi yok.

Yetmişli yılların o artık anılmaması, hatırlanmaması olduğu gibi bırakılması gereken yıllarını bir intikama dönüştürmek, nesilden nesle aktarmak, olayları kan davasına döndürmek kimseye bir şey kazandırmıyor.

Her yıl, 1 Mayıs’ta yine neler olacak, yine kim ne yapacak diye tedirgin olmaktan bıkılmadı mı?

Dükkanların kepenklerinin kapanması, güvenlik kuvvetlerine yapılan saldırılar, araçları ateşe vermeler, işyerlerini, kendilerine karşı çıkan evleri tahrip etmeler unutuldu mu?

Böyle bir bayram olur mu?

Mayıs ayının bu ilk gününde yürekleri ağızlarına gelen insanları hiç düşünen yok mu?

Bu tutku, kalabalıklar yoğunlaştığında kırmaya-dökmeye, tahrip etmeye, intikam çığlıkları atmaya, yüreklerinin derinliklerinde gizlenmiş duyguların dışa vurumuna sebep oluyor.

Bugün bayram günü, bayram olduğu için herkesin her şeyi yapmaya hakkı var denebilir mi?

Taksim diretmesi, Taksimde buluşma arzusu, kendi toplumuyla, kendi milletiyle, kendi halkıyla barışma, bir araya gelme düşüncesinde olmayan, dünden bugüne gelemeyen, gelmek istemeyen düşüncelerin diretmesi bir anlamda.

1 Mayıs dünyanın bir çok köşesinde kutlanan bir etkinlik. Ancak bizde maksadını aşan, insanları huzursuz ve tedirgin eden ve bütün bu yapılanların adeta hoş görülmesi ve kabullenilmesi istenirmiş gibi bir havaya büründürülen bir gün.

1 Mayıs işte o yüzden sevimli bir gün olarak, bir bayram günü olarak kabul göremiyor.

Stres dolu bir gün olarak, insanların diken üstünde durdukları, huzursuz oldukları, bir an önce bitmesini arzu ettiği bir gün olarak hafızalarda yer etmiş durumda.

Tahrik eden sloganların, sert söylemlerin, öfkeden sıkılmış yumrukların, kinli ifadelerin sarf edildiği ağızların bulunduğu bir meydanda, adına bayram denen Mayısın ilk gününe yazık ediliyor.

Üstelik her yıl bu yazık edilme olayı tekrarlanıp duruyor.

Mayısın ilk günü ile barışma zamanı gelmedi mi?

> Yeni Meram >Yazarlar > 1 Mayıs…
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.