YAZARLAR

Türkler her şeyini feda eder; ama istiklalini asla.
***

Biz neyiz ve kimiz?

Bu sorunun tek yanıtı vardır;

Biz Türk’üz!

Aşık Veysel “Türk’üz, türkü çağırırız” diyor.

Tarihin derinliklerin bir pınar serinliğinden aka gelen sözcükleri dağa taşa yazalım;

“Ne Mutlu Türküm, diyene!

Sonra tarihe yolculuğa çıkalım, Atatürk’ün 1923’de söylediğine kulağımızı döndürelim;

Bizim milletimiz, milliyetinden uzak kalmanın çok acı cezalarını gördü. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki halklar, hep milli ilkelerine sarılarak, milliyet gayesinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar. Biz ise ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin güçsüz kaldığı anda bizi aşağıladılar.

Anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış.

Seçim sürecinde sıkça yineliğimiz bir sorgulama var:

Kendimizi unutuyor muyuz?

Soru soruyu doğuruyor;

Üç beş oy uğruna özümüzden sapma eğilimine mi yöneliyoruz?

Şayet “oy” uğruna gözümüzü gerçeklere kapatıyorsak, yakınmalıyız;

Oy anam oy, oooyyy

Türk, Kürt, Laz, Arap, Çerkez…

Şimdiye değin hep kardeşçe yaşadık.

Şimdilerde ayrılık tohumları atmak, ayrıştırma çabalarına girmek, neyin nesidir? Havanda su dövmektir, kuru gürültüdür.

Şimdi harman mevsimidir, tarihe doğru yolculuğa çıkmanın tam zamanıdır. Bizi ayrıştırma, yabacılaştırma, ötekileştirme çabalarına karşı ibret ve ders olsun diye dışarıdan çarpıcı söylemler aktaracağım;

Türkler size dokunmadıkça siz onlara sakın dokunmayınız.

Eğer bir Türk devleti olmasaydı yaratmak gerekirdi.

Bir değil birkaç ihtilâl bile Türk’ün iliklerine işleyen gizli hâkimiyetini yıkmaya kâfi gelmeyecek. Türklerde yalnız sonsuz bir cesaret değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekâsı da vardır. Zaten, Avrupa’nın yarısını asırlarca boyunduruk altına almak, başka türlü olamazdı.
Türk’e karşı hiçbir şey duramaz. Hiç kimse onu, yutulacak bir lokma olarak kabul edemez.

Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de en iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.

Almanlar; bırakınız, Türkler, Almanya’yı istilâ etsinler. Hakkın, adaletin ne olduğunu Türkler, sizlere öğreteceklerdir.
Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda bâtıl fikirler, fasid düşünceler yoktur. Türklerin vücutları ve sesleri gibi konuştukları dil de azametlidir. Her Türk, kendini arslan, düşmanı av, atını ceylan sayar.
Türk milleti, son derece namuslu ve dürüsttür.

Türk, asillerin asilidir. Yapma olmayan, gösterişi bulunmayan bu pek yüksek asalet ona, tabiatın hediyesidir.

Türkler ırk ve millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.

Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekâsı da vardır.

Eğer kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran olurdunuz.

Türk tek başına bir kuvvettir. Azmini ve iradesini kanından alır.

Türkler dünyanın en mert insanları, en iyi ve asil milletidirler.

BİR DAMLA:

İnsanları yükselten iki büyük meziyet vardır. Erkeğin cesur, kadının iffetli olması. Bu iki meziyetin yanı başında her iki cinsi, kadınla erkeği şereflendiren tek bir fazilet vardır: Vatana bağlı olmak. Bu meziyetler ve bu fazilet en büyük kahramanlığı; hayatın elemine, kederine karşı fütursuz kalmayı ve ağır hâdiselerin acılıklarına göğüs germeyi doğurur. İşte Türkler, bu çeşit kahramanlardır ve ondan dolayı Türkler, öldürülebilirler; lâkin mağlup edilemezler.

> Yeni Meram >Yazarlar > “TÜRK’ÜZ, TÜRKÜ ÇIĞIRIRIZ!”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.