YAZARLAR

***

“İSTERSENİZ yanlış düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düşünün.”

***

ÖNCE CAN…

Şu gün için Güney’deki bazı illerimizde kamplarda ve evlerde 130 bine yakın sığınmacı yaşıyor.

Kendilerine Allah’ın her günü 3-4 çeşit yemek veriliyor, tedavileri yapılıyor. Mescit ve hamamları bile var.

İçlerinde sahtekarlar, casuslar, kaçakçılar, katiller, teröristler bulunuyor. Yine içlerinde sahte para sürüp bankaları dolandıranlar da mevcut… Çakallar yine de beğenmiyor ve jandarmamızla sık sık çatışmaya giriyor. Hepsinin amacı aynı: “Bizi Avrupa’ya gönderin, bizi ABD’ye gönderin!”

Atsan atılmıyor, satsan satılmıyorlar.

Onbinlerce kişiye yardıma aylardır bütçe mi dayanır?.. Amerika’ya, “Hadi destek ver” diyorsun, dirsek gösteriyor, AB’ye avuç açıyorsun burun kıvırıyor.

Resmen para dileniyoruz da başımıza bu belayı açan “Coni” bile bizi yalnız bırakıyor. Evimizde kendi başımızın çaresine bakıp karnımızı doyurmak yerine çakalların karınlarını doyuruyoruz.

Pekii, bu sığınmacıları Türkiye’ye çağırarak “Sizi biz ağırlayacağız” diyen kimdi?.. Tabii ki Başbakanımız Erdoğan’dı. Esad diktatörü ise arkasına Rus, İranlı ve Çinli’yi almış yere sağlam basıyor, bir türlü dize gelmiyor!

Sınırımızda toplar, tanklar patlıyor, uçakları bombalıyor… Hani, sınırımıza 5 kilometre yaklaştıklarında karşılık verecektik?

Hiç kimse savaş istemez.

Ulu önder Atatürk’ün söylediği gibi;

“Savaş zorunlu olmadıkça cinayettir.”

Görüyoruz ki, “Yalelli”nin dangalaklıkları sonucu bazı ilçelerimizde okullar kapanıyor, hatta çevre il ve ilçelere insan göçü sürüyor. Oysa Başbakanımız Erdoğan; önce Libya’ya, sonra Suriye’ye, sonra da İsrail’e her yerde her zamanki gibi kendinden emin konuşuyordu:
-“Çok yakında Şam’a gidecek, Esad’a karşı savaşan kardeşlerimizle kucaklaşacağız. Selahattin Eyyubi’nin kabri başında fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namaz kılacağız. Bilal-ı Habeşi’nin, İbni Arabi’nin türbesinde, Hicaz demiryolu istasyonunda dua edeceğiz!”

Ayrıca daha dünlerde, “2008’den bu yana çok şey değişti. İsrail haddini bilmeli” demedi miydi?

O zaman, sorarsak haksız mıyız:

Suriye’ye girip kucaklaşanlar, fatiha okuyanlar, namaz kılanlar, dua edenler var mı?

Yok. Çünkü Türkiye savaş istemiyor.

Çünkü Türkiye, “Önce can…” diyor.

Öte yandan, ABD’nin açıkça “Destekliyorum” dediği İsrail, Gazze’yi hala yerle bir etmiyor mu?

O halde biz neyin hesabını yapıyoruz?

*

VE GÜZEL BİR HABER

Seçim bölgesi Şanlıurfa’da yerel televizyonların ortak yayınına katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sözleşmeli personeli 30 Haziran’a kadar kadroya alacaklarını, bunun için bazı yasal değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledi.
Bakan Çelik, “Bununla ilgili taraflarla görüşüyoruz. Hummalı bir çalışma yürütüyoruz. Net bir tarih vermem zor. Ama bu dönemde bunun olacağını ifade edebilirim. Tarih olarak da 2013 yılı Haziran ayı sonuna kadar bu işi biter” dedi.

Çok güzel, sevindirici bir haber…

Bakan Çelik’e yürekten teşekkürler.

Varsın 2013’ün Haziran’ı olsun.

Hatta Temmuz’u, Ağustos’u olsun.

Ama, “Geç olsun, güç olmasın.”

> Yeni Meram >Yazarlar > “Savaş cinayettir”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.