YAZARLAR

AYLARDIR uyku nedir bilmez bu gözler oğul,
Bir günlükmüş meğer söylenen sözler,
Bir günlükmüş ardından toplanan kalabalık,
Bir namazlıkmış meğer saltanatın…
***

*BEDELLİ’YE MEKTUP…“Sevgili bedelli asker kardeşim; Duydum ki askerliği 1 ay olarak yapacakmışsın.Akıl almaz nöbetler tutmayacaksın. Mutfak nöbetin de olmayacak. Hepsinden önemlisi, mektubun gelmeyecek. 30 günlük ayrılıkta mektup ne zaman gelecek, ne zaman gidecek!?. Anneni, babanı, kardeşlerini, yavuklunu, memleketini özlemeyeceksin. Özlemeye vaktin kalmayacak… Kışlaya teslim olduydun; içtimayı öğrendiydin; uygun adım yürümeyi becerdiydin; basit talimlere çıktıydın, derken 30 gün dolacak.Biliyor musun elin hiç silaha değmeyecek, barut kokusu duymayacaksın.

Sevgili kardeşim;

10 bin avro falan verip askerliği 30 gün yapacakmışsın. Bu, Türk Lirası ile kaç para ediyor bilmiyorum ama o kadar parayla küçük çaplı bir iş kurulur herhalde. Belki sen de bu parayı vererek hayatını kurtaracaksın. Ne güzel!.

Kışlada bizlere “Mehmetçik”, kısa dönemlere “Mehmet Bey”, sizlere de “Mehmet Ağa” denecek biliyor musun?. Hem biliyor musun sevgili kardeşim, şu türkü bizi anlatıyor:

“Yemen yolu çukurdandır,

Karavanam bakırdandır,

Zenginimiz bedel öder,

Askerimiz fakirdendir.”

Kardeşim; demek bir can 10 bin avro ediyor!

Canımız ne kadar ucuzmuş!

Ben vatan sevgisinin bedelini taksit taksit ödemedim. Peşin ödedim. Acaba kaç milyar dolar beni ana-babama, kardeşlerime ve yavukluma kavuşturmanın bedelidir?

Sevgili kardeşim;

Terhisime 1 hafta kalmıştı, operasyona çıktık.

3 gün dağ başında kaldık. Dönüşte saldırıya uğradık. Önce Rizeli Murat şehit oldu ve bedelini peşin ödedi. Arkasından Hataylı Hüseyin ve Bingöllü Samet şehit olarak bedellerini ödediler. Sonra ben şehit oldum ve bedelimi peşin ödedim.

Demek param olsaydı, ben de askerliğimi bedelli olarak yapacaktım ve şimdi belki de evlenip çoluk-çocuğa karışacaktım. Bayramda anamın babamın elini öpecek, çocuklarıma bayramlık alıp sevindirecektim. Olmadı sevgili kardeşim, olmadı!. O kara gecenin sabahında, ilk ışıklarla toprağa düştüm. Biraz daha “kutsal vatan” olsun diye, kanımla bu toprağı suladım. Benden sonra doğanlar rahat etsin, diye hiç karşılık beklemeden toprağa secde ettim. Şimdi o çok sevdiğim, uğruna hiç düşünmeden canımı seve seve verdiğim kara toprağın altındayım.

Ben köyüme dönüp yuva kuramadım.

Evimde çoluk-çocuğumla mutlu yaşayamadım. Çünkü vatan borcumu para vererek değil, can vererek ödedim. Sen mutlu ol, diye ödedim. Yeter ki sen ve çocukların mutlu olun!. Sizin için vatan borcunu can vererek ödeyecek binlerce Mehmetçik var bu ülkede… Bizlerin can vererek ödediğimiz borcun karşılığı senin mutluluğun olsun. Senin bu vatanda mutlu yaşaman, beni kara toprak altında huzurlu edecektir.

Sevgili bedelli kardeşim;

Senden bir ricam olacak…

Doğacak çocuğun kız olursa, adını Elif koy. Nişanlımın adıydı Elif… Elif, servi gibi bir kız idi. Arkamdan çok ağlamış. Hala dönmemi bekliyormuş. Yavuklum, kızının adında yaşasın.

Çocuğun erkek olursa adını Mehmet koy, adında bütün şehit Mehmetçikler yaşasın.

Bir de… Bir de sevgili kardeşim, “köy” deyince, sadece tatil köylerini hatırlama, benim köyümü de düşün!. Ücra bir Anadolu köyünden lüks bir arabayla geçerken, ter ve tezek kokusundan iğrenme. O kokuyu içine çek. O kokuda benim kanımla suladığım toprağın kokusu da var.

Allah’a emanet ediyor alnından öpüyorum.

Şehit kardeşin Mehmet.”

NOT: Bedel 25 bin lira olarak açıklandı.

> Yeni Meram >Yazarlar > “O kokuyu içine çek”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.