YAZARLAR

***

PİNOKYO, tahta mahta ama yalan söyleyince burnu uzuyordu. Şimdiki insanların yüzü bile kızarmıyor.”

***

Gazeteci Ali Sami ALKIŞ’tan:

“06 MAYIS 2007 PAZAR…

Konyaspor’un Tarsus İdmanyurdu ile oynadığı bir maç sonunda büyük olaylar patlak vermiş, dükkanlar taşlanmış, otomobiller yakılmış, 100’den fazla insan yaralanmıştı.

Olayları yerinde incelemek ve yazı dizisi hazırlamak için bölgeye gittim. Dönemin valisi Kemal Katıtaş’la da görüşmek istedim. Olayları radyodan anlatan TRT spikeri Tanzer Kozan, kendisini linç etmeye çalışanların arasından güçlükle kurtulabilmiş, süratle şeref tribünündeki valinin yanına sığınmıştı. Ama Katıtaş, “Kurtar beni” diye haykıran spikere, “Buraya kadar nasıl koştunsa, öyle kaç” diyerek onu kaderiyle baş başa bırakmıştı. İşte bütün bunlar yüzünden Katıtaş’la görüşmem şart olmuştu.

Konya’ya gittiğimde vali, Seydişehir’deki bir köyün su ihtiyacını karşılayan tesisin açılışındaydı. Köy kahvesi, lokanta düzenine dönüştürülmüştü. Öğle yemeği burada yenilecekti. Katıtaş’la orada tanıştırıldım. Etrafı kalabalık olduğu için istediğim yoğunlukta görüşme yapamıyordum.

Çünkü köy halkı, ayaklarına kadar gelen vali beye sorunlarını anlatma telaşındaydı. Katıtaş’ın ilgisini tamamen bana yönlendirmek için, bir şok dalgası yaratmak zorundaydım. Bir ara, “Sizin gibi valiyi alacaksın, doktor reçetesiyle sabah-öğle-akşam aç karnına günde üç öğün döveceksin” dedim.
Birden irkildi. “Hayrola yahu” diyerek şaşkınlıkla yüzüme baktı. Olaylı maçta, sığınmak için yanına gelen TRT spikerine söylediği sözleri hatırlattım. “Bir vali böyle davranamaz” diye çıkıştım. Kızacağı yerde, yumuşadı: “İyi, iyi… Ben dobra konuşanları severim. Seninle iyi anlaşacağız.”

İstediğimi elde etmiştim. Çünkü sonraki ilgisi tamamen bana yönelikti. Tüm sorularımı cevapladı. Bir köydeki su tesisinin açılışına katılmamı istedi. Tesise gittik. Görevli uyardı:
“Sayın valim, tesisin su deposuna kanalizasyon atıkları sızmış.”

“Az mı sızmış, çok mu sizmiş?”

“Az efendim az.”

“Bana bir bardak su getirin.”
Kaymakam: “Efendim, n’apıyorsunuz?”

“Bir şey olmaz sen karışma” diyerek, gelen bardağı bir şarap kadehi gibi “Hayırlı olsun” anlamında havaya kaldırdı. Etrafta açılış için toplanan köylülere karşı, suyu keyifle içmeye başladı. Tamamını bitirip “Harika” diye haykırdı. Köylüler, büyük bir coşkuyla valiyi alkışladı.
Arabalara bindik, başka bir köye gidiyoruz. Katıtaş’ın aracındayız. “Biliyor musun, ben şairim. Şiir kitabım var” diye çocukça bir sevinçle konuştu. Şaşırdığımı görünce, “Bak kitaptan bir tanesini okuyayım” dedi. Mısralarını şu an tam hatırlamıyorum ama; köye yol yapmayan, su getirmeyen, okul açmayan valilere karşı, her dörtlünün son mısrasını “Böyle valinin anasını-avradını…” diye bitiriyordu.

10 DAKİKALIK VALİ OLDUM!
Sonra bir Divan şiiri okudu, derken ben Nedim’den Sadabad’ı… Katıtaş, “Ama ben onun müziğini de bilirim” diyerek gazel gibi okumaya başladı: “İskelede üç kayık emrimize amade / Gidelim serv-i revanım, yürü Sadabad’e..”
Şarkıya ben de katıldım. İkimiz birden, ellerimizi birbirine tef çalar gibi vurarak coşkuyla fasıl yaptık. Ayrılık vakti geldi. Katıtaş’a bir ara, “Ben de vali olmak isterdim” demiştim.

Onu vilayete bıraktıktan sonra emir verdi.

Motosikletli polis eskortu ve açık valilik forslu makam aracıyla sirenler çalınarak otelime bırakıldım. Yoldaki tüm polisler ve askerler selam durdu, 10 dakikalık valiliğim de oldu!. Ayrılmadan önce, “Biliyor musun, Türkiye’de insan ömrü ortalama 58. Ben 51 yaşındayım. 7 yılım kaldı. Keyfini çıkarmaya bakıyorum” dedi. Ama ne yazık ki 7 yıl sonra değil, 7 gün sonra bir kalp krizi sonrası vefat etti.”

Sıkça yazarım: “Konya’ya böyle bir vali gelmedi.” İzninizle, O’nun yukarıdakilere meydan okuyan “…da avradını…”şiirini hatırlatayım:

“Yere atmışlar cevherleri, bulanın da avradını… / Yalan dolan haberleri, salanın da avradını… / Çifte rozet takanın da, adaletsiz bakanın da, yağ çekerek makamında, kalanının da avradını… / Fare tutmayan kediye, iltifat bilmem ki niye, rüşvet niyetle hediye, alanın da avradını…” Kemal’de çoşuyor efkar, sözü etmez kimseye kar…/ maiyetine riyakar, olanın da avradını…”

Allah günahlarını affetsin.

Ruhun şad olsun İmparatorum!

> Yeni Meram >Yazarlar > “Geçmiş zaman olur ki…”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.