YAZARLAR

■ Allah’ım! Bize rahmet hazînelerinden birini aç. Rahmetinden sonra bize dünyâ ve âhirette hiç azâb etme. Allah’ım! O geniş ihsânından bize helâl ve temiz rızık ihsân et. Rızık verdikten sonra bizi, senden başkasına muhtaç eyleme, Allah’ım! Merhametine ve ihsân ettiğin helâl rızka, ihsânına karşı şükrümüzü artır. Biz sana muhtâcız. Senin yardımın ve ihsânın ile ancak başkasına muhtâc olmaktan kurtuluruz.”

fıkıh Bilgini Hasan Bekri’in ölüm döşeğinde yaptığı dua böyledir.

***

Bilge insan, öğrenicilerine seslenirken de şöyle demiştir;

■ Ey Âdemoğlu! Allahü teâlânın rahmetinden öyle ümitli ol ki, bu ümidin seni, Allahü teâlânın mekrinden emin kılmasın. Eğer bundan emin olursan, günâhları işler, Allahü teâlânın gazâbına uğrarsın. Yine Allahü teâlâdan öyle kork ki, bu korku O’nun rahmetinden ümidini kestirmesin. Ne kadar günahkâr olursan ol, yine de Allahü teâlânın rahmet ve merhametinden ümidli ol. Tövbe ederek Allah’a dön!
Ünlü Fıkıh Bilgini Hasan Bekri’nin özdeyiş niteliğindeki kimi söylemlerinden kesitler;

■ Kişi, Müslüman kardeşlerine tevazû etmesiyle, onların hürmet ve saygısını kazanır.
■ Allahü teâlâ, mümin kulunun işinde sonunun hayır olmasını murâd ettiği zaman, ona biraz acı ve sıkıntı tattırır.”
■ Kim gülerek günâh işlerse, ağlayarak Cehennem’e girer.
■ Bir kimsenin, sanki o işe memurmuş gibi, durmadan halkın ayıbını sağa sola aktardığını görürseniz, bu hâliyle azap tuzağına tutulduğunu biliniz.
■ İsâbet edip, doğru konuştuğunda sana bir ecir ve sevap getirmeyen, hatâ ettiğinde de seni günâha götüren bir sözü söylemekten sakın. Bu söz, Müslüman kardeşine kötü zanda bulunmandır.
■ Bir kimsenin tamâhı, dünyâ lezzetlerini haram yollardan araması ve gazâbı öfkesi iyice azalmadıkça “müttaki” Allahü teâlâdan korkan olamaz.
■ Bir kimsenin cimrilik huyu ile öfke duygusu körelmedikçe, “müttaki” sınıfına geçemez.

Yukarda söylenen “muttaki” ne demek;

Allah korkusuyla kendini günahlardan uzak tutarak Allah’ın azabındân korunan ve böylelikle Allah’tan gereğince sakınan, O’na saygıda kusur etmeyen kimsedir.
“Muttakî”, “vekâ” fiilinin ifti’al bağlamında “ittika” kelimesinin ism-i fâilidir. “İttika” ve “takva” kelimelerinin kökü, “veka” fiilinin masdarı olan “vikâye”dir. Yine aynı fiilin “vakyen”, “vakıyeten”, “tevkıyeten” ve “vikaen” şeklinde “vikaye” ile aynı mânâya gelen masdarları vardır. Bu masdarların hepsi “bir şeyi muhafaza etmek, eziyetten korumak, himâye etmek, zarar verecek şeyden sakınmak, çekinmektir. Bu masdarlar aynı zamanda “bir şeyi başka bir şeyle, bir tehlikeye karşı korumaya almak”anlamını da taşırlar. İttikanın gerçek anlamı iki şey arasına engel koymaktır
“İttika”, vikâyeyi kâbul etmek, diğer bir ifâde ile vikâyeye girmek, yani elem ve zarar verecek şeylerden sakınıp kendini iyice koruma altına almak anlamındadır. Buna göre, ittika ve onun ismi olan takva, sözlük itibariyle, kuvvetli bir himayeye girmek, korunmak, kendini muhafaza altına almak demek olur Aynı anlamla ilgili olarak, “takî” ve “muttaki” isimleri de takva fiilini işleyen, onunla muttasıf olan kimse demektir

BİR DAMLA:

■ O ülkeler halkı iman edip ittikâ etselerdi, elbette üzerine gökten ve yerden bolluklar açardık.

■ Ey iman edenler Allah’tan, O’na yaraşır biçimde ittikâ edin
■ Kul, vicdanı rahatsız eden Şeyi terk etmedikçe “.”takvâ”nın hakikatine eremez.

> Yeni Meram >Yazarlar > “BİZ SANA MUHTACIZ!”
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.