YAZARLAR

Yazımın başlığı, bestesi Dr. Alaeddin Yavaşca’ya, Güftesi ünlü şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel’e ait Hicaz bir şarkı…

Benim için ise, Konya’nın en meşhur saat tamirciliği ustalarından, seksen yaşındayken geçtiğimiz ay aramızdan ayrılan Nuri Yücesoylu usta ile merhumun 78 yaşındayken yapmış olduğum söyleşinin onun tarafından söylenmiş ilk cümlesi olması.

Aynı zamanda Yeni Meram, Yeni Konya ve Konya Postası Gazetesi’nde köşe yazarlığı yapan Nuri Yücesoylu usta, şöyle başlamıştı anlatmaya;

“Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok. Benim bu dünyadan bir hevesim kalmadı. Kalenderhane Mahallesinde doğdum. Kalender bir hayat sürdüm. Nasip olursa yine Kalenderhaneye gömüleceğim. İlkokulu Altınçeşme İlkokulu’nda bitirdim.

Sanat Okulu ikinci sınıftan terk ettim. Sanat Okulu şimdiki Özel İdare binasıydı. İlk sene marangozluk, Demircilik, Tesviyecilik gibi bölümlerin dersleri okunurdu.

İkinci sınıfta bölüm seçilirdi. İkinci sınıfta tesviyecilik bölümüne geçtim ancak okulu bitirmedim. Kebapçılar içinde Uysal Saatçi vardı. Mehmet Dikilitaş’ın dükkanı.

Orada Şeyh Efendi denilen Abdürrahim Usta vardı. Bu mesleği ondan öğrendim. 1945 yılında başladım mesleğe odur, budur devam ediyorum.

1954’ten bu yana 66 yıldır saat tamirciliğine devam ediyorum. Yaş 78, para kazanma sevdasında değilim.

Hasta bir Beşiktaşlıyım. Sporla uğraştım. Yeni Meram, Yeni Konya ve Konya Postası Gazeteleri’nde köşe yazarlığı yaptım. 1949’da Çıkrıkçılar içerisinde başladım. Çıraklık ve kalfalık döneminden sonra 1950 yılında Ahmet Küçükarmağan’ın köşesinde babamın aldığı dükkanda, 1953 yılında kadar çalıştım. Askerden geldiğimde amele pazarında bir dükkan açtım. Ustalık yaptım. Çok usta yetiştirdim. On kadar kalfa yetiştirdim. Yıldız saatçi Mustafa Karakaş yetiştirdiğim kalfalardan birisi olur. Vefasızlar ama biz vazifemizi yaptık. Ne hastalık bilirler, ne sağlık. Kalfalarımdan kimi öldü kimi sağ.

Babam DDY’de şeftrendi. Sonradan ustam olan Şeyh Efendinin yanına gelir gidermiş beni heveslendirdi. Çıraklığım onun yanında geçti. Mütedeyyin bir insandı.

Babama neye verdin bu çocuğu gavur mesleğine derlerdi. Konya’da meslek olarak Terzilik, Nalbantlık, Berberlik geçerli mesleklerdi.

Saat tamirciliği, radyoculuk ve fotoğrafçılık gavur mesleği diye geçerdi.”

GEÇTİ ÖMRÜMÜN NEVBAHARI

Ve şöyle devam etmişti; “Geçti ömrümün nevbaharı. Hanımı kaybettim. 52 yaşındaki oğlumu kaybettim. Damadımı kaybettim. Geçenlerde de, hemşiremi kaybettim. Ev de duvarlarla konuşmak işime gelmediği için buraya geliyorum.

Yıllardan beri kalfam yok. Olsa da yetişse de bu meslekten menfaatlenemez. Mekanik devri bitti. Şimdiki saatler elektronik. Yeni saatlerde şaşma diye bir şey yok.

Eski saatler ayar tutmuyor. Eskiden köstekli saatler vardı. 1960-70 arasında pek meşhurdu. Kapaklısı, çift kapaklısı, gümüş kapaklısı, arkadan kurmalısı saatler vardı.

Zenit, Omega ve Longine saatler meşhurdu. Serkisof saatler en iyisiydi. Elimizde dünya kadar marka ve bu markalara ait hurdalar var. Türkiye zaman içinde saat hurdalığı oldu. Üzerinden kamyon geçen bir saati bugün için bile getir, eskisi gibi yapayım. Bizim ustalığımız böyle bir ustalık.”

Ustaya vefa başka, bambaşka bir şey, vefa bir çoğumuzun kaybettiği bir duygu. Hiç ama hiç unutmamız gereken bir duygu. Vefa göstermeyenin vefa göremeyeceğini kime anlatsak bilemiyorum.

Nuri Ağabey’le yapmış olduğum söyleşiyi birkaç gün önce buldum.

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok demişti. Konya solmayan ve solmayacak bir bahçe, bir vefa bahçesi. Bu bahçede bülbüllerin unutulması mümkün değil. Gazeteci dostlarımız sağ olsunlar seni hiç unutmadıkları gösterdiler.

Yeni Meram Gazetesi köşe yazarı Cihat Yazıcı, 12 Şubat 2013 tarihli “ Hakedilen yönetimler” isimli makalesinin başlangıç satırlarında şöyle demiş;

-Seni de kaybettik ha “Nuri baba”.. Haberimiz olmadı ki salından tutalım… Nur içinde yat. Mekanın Cennet olsun.

Sevgili dostum, Kemal Soylu “Nedenler” adlı 14.02 2013 tarihli köşe yazısının son bölümünde onun hakkında şöyle yazmış;

“Nuri Yücesoylu ismini, şimdikiler bilmezler. Konya’da gazetelerin kurşunla dizilip, tipo tekniği ile basıldığı 1980 ve 90’lı yıllarda o spor basınının “Baba Nuri”siydi.. Konya’nın ilk spor dergisi “Konya’da Spor”u, Mevlüt Şevki Ben ve Merhum Üstad İbrahim Sur’la birlikte çıkarmıştı. Ünlü bir saatçi ustasıydı. İstanbul’lardan bile antikacılar kendisine tamire saat getirirlerdi.”

Huzur içinde yat Nuri Ustam, mekanın cennet olsun….

> Yeni Meram >Yazarlar > ‘Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok!…’
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yeni Meram'a aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ MERAM veya yenimeram.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.